Arama

FİİLİ HİZMET TALEBİMİZ

Fiili Hizmet Talebi Nedir, Ne Olmalıdır?

Türkiye Kamu-Sen Ne Talep Ediyor ?

5.Toplu Sözleşme Döneminin gelip çattığı bu dönemde, Kamu Görevlilerinin ekonomik, mesleki, sosyal hakları anlamında, sendikalarca yapılan talepler kamuoyuna sunulmaktadır.

Bu taleplerden birisi, “Fiili Hizmet Süresi” ile ilgili taleptir. Bu konuda başta bazı meslek grupları öncülüğünde, sosyal medya ve diğer bazı medya grupları üzerinden kampanya benzeri faaliyetler yoğunlaşmış gözükmektedir.

Zaman zaman Fiili Hizmet Zammı diye de ifade edilen bu kavram, aslında çalışma süreci içerisinde ekonomik anlamda bir ücret artışını ifade etmemektedir. Fiili Hizmet, ağır, yıpratıcı ve hastalandırıcı çalışma ortamlarında çalışan, işveren dışındaki sosyal güvenlik kurumu mudii çalışanlarının hak edebildiği bir durumdur.

Sosyal Güvenlik Sisteminin 5510 Sayılı Kanun çerçevesinde birleştirildiği 2008 yılından önce Fiili Hizmet Uygulaması, Memur ve İşçiler açısından 506 ve 5434 sayılı kanunlarla ayrı ayrı düzenlenmiş iken, 5510 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi sonrasında, kanunun 40. Maddesi ile ortak bir düzenlemeye geçilmiştir.

ILO 155, 176 ve 177 sayılı Sözleşmeler, bunların ülkemizdeki karşılığı olan, 5510 ve 6331 Sayılı Kanunlar incelendiğinde, fiili hizmetten bir hak olarak faydalanma esasının, temelde çalışan olmak (İşveren faydalanamaz), ağır, yıpratıcı ve hastalandırıcı ortamda çalışmak gereğidir. Bu cümleden, bahse konu çalışma şartlarında çalışmak zorunda olan bir kamu yada özel sektör çalışanını, çalışma süreci içerisinde bu ortamlarda çalışmayanlara göre daha fazla yıprandığı, yaşam kalitesinin azaldığı ve bu çalışanın tüm biyolojik ömrünün yada vücut bütünlüğü içerisinde belirli vücut fonksiyonlarının daha erken yaşta sona ereceği yada olumsuz etkileneceği varsayılmaktadır. 

Temelde yanıcı, parlayıcı, patlayıcı, nefes almayı güçleştirici, radyoaktif ortamlar, duyu zedeleyici ortamlar, bulaşıcı veya zoonoz hastalıklar, yoğun asidik veya bazik ortamlar, toksin yada sterilizatörlerin yoğun olarak kullanıldığı ortamlar; bu ortamlarda çalışmak zorunda olan çalışanların yaşam kalitesinin gitgide azalması sonuçlarına sebep olabilmektedir.

Durum bu olduğuna göre, bu ortamda çalışanların, bu ortamlarda çalışmayanlara göre, sosyal güvenlik çerçevesinde daha avantajlı koşullara kavuşturulması temel bir amaç olmalıdır. Bu avantajlar; çalışırken ve emeklilikte hak edilen ücretin avantajlı hale getirilmesi, çalışma sürecinde izin süresinin daha fazla olması, koruyucu gıda yada giyim kuşam ile desteklenmesi, emeklilik süresinin daha erken hak edilmesi hususları bu ortamlarda çalışanlara yönelik uygulanabilen dengeleme uygulamalarıdır. Bu uygulamalar ILO Sözleşmeleri çerçevesinde, Ülkemizde olduğu gibi, dünyada da dikkate alınıp uygulanmaktadır.

Fiili Hizmetten emekliliğe esas çalışma süresi açısından faydalanabilmek için uygulama; 12 ay çalışma sonucunda, çalışılan işin az, orta ve çok risk durumuna göre, 2,3 veya 4 ay (2016 yılından bu yana bazı maden ve ağır sanayi işlerinde 6 ay) fazla çalışmış varsayılması şeklindedir. Bir yıllık çalışma süreci sonunda hizmet süresinin 12 ay yerine, yıpranıldığı var sayılan süre kadar ilave süre eklenmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Ancak bu ilave sürelerin hizmete esas sayılabilmesi için, yıl içerisinde aylık çalışan ve işveren payı olarak ortaklaşa ödenen sosyal güvenlik primleri, fiili hizmete esas ilave süreler için de ödendiğinde, bu süre resmi olarak çalışma süresine dahil edilebilmektedir.

Konumuz Fiili Hizmet Olduğuna Göre, bu konuda ülkemizde çalışanlar arasında yoğun olarak kafa karışıklığı yaşandığı ortadadır. Çoğunlukla belirli meslek grupları, 2008 öncesi uygulamaları ve hatta 2008 sonrası belirli meslek gruplarına bir nevi ulufe şeklinde yapılan düzenlemeleri de dikkate alarak; bu hak edişin bir unvan karşılığı alınması gerektiğini iddia etmektedirler. Uygulamanın bu şekilde olabileceğini kabul ettiğimizde; aynı mesleki unvana sahip olmasına rağmen, çalışma koşulları itibarı ile yukarıda bahsetmeye çalıştığımız riskli çalışma gruplarında çalışan çalışanlar açısından fiili hizmet konusunu ortak talep haline getirmek mümkün değildir.

Sonuç olarak; Fiili hizmet denildiğinde ağır, yıpratıcı ve hastalandırıcı ortamda çalışma şartları esas alınmalı ve bu çerçevede, talepler geliştirilmelidir.

Tarım, Ormancılık ve Gıda Hizmet Kolumuz, çalışma koşulları dikkate alındığında, çalışanlarımızın çoğunluğu, yukarıda ifade edilen; ağır, yıpratıcı ve hastalandırıcı ortamlarda çalıştıkları gerçeği karşımıza çıkmaktadır.

TÜRKİYE KAMU-SEN VE TÜRK TARIM ORMAN-SEN’İN TALEBİ NEDİR?

Fiili hizmet talebi Sendikamızın ve konfederasyonumuzun ana talep konularından biridir. Biz Türkiye Kamu-Sen ve Türk Tarım Orman-Sen olarak, 2008 öncesi mevcut olumsuzluklar ve 2008 den sonra ortaya çıkmış, henüz standart hale getirilememiş yeni Fiili Hizmet yapısının sağlam bir zemine oturtulabilmesi için çaba gösteriyoruz. Gerek geçmiş Toplu Görüşme süreçleri, gerek sonraki Toplu Sözleşme süreçlerinde (2019 dahil); her 6 ayda bir yapılan Kamu Görevlileri Danışma Kurulu Toplantılarında konuyu hep gündeme taşıdık ve çözüm oluşturuncaya kadar da mücadelemize devam edeceğiz.

 Konfederasyonumuz ve Sendikamız; Fiili Hizmet Konusunun ILO Normları çerçevesinde yeniden düzenlenmesini; ağır, yıpratıcı ve hastalandırıcı ortamda çalışanların tamamının, norm ve standart birliği çerçevesinde sosyal güvenlik sistemi ayrımı, unvan ayrımı yapılmaksızın Fiili Hizmet kapsamına dahil edilmesini talep ediyoruz.

Fiili Hizmet Hak edişi süresinde bazı çalışanlara yönelik uygulanmaya çalışılan; yıl içerisinde riskli gün sayısı hesabı ile çalışma süresi boyunca maksimum kazanılabilecek süre tavanının kaldırılması ve elde edilen Fiili Hizmet süresinin, Emeklilik yaş haddi sınırından çıkartılarak bu şartlarda çalışanlara Fiili Hizmet Süresi kadar erken emeklilik hakkı tanınmasını özellikle bekliyoruz.

Yapılacak norm ve standart birliği düzenlemesi sonrasında, geçmişte Fiili Hizmet Koşullarında çalıştığı halde bu hak edişten faydalanamayanların, geçmiş hizmetlerine esas işveren katkılarının da ödenerek ve çalışanlara “Fiili Hizmet Borçlanması” şeklinde geliştirilecek uygulama ile, geçmiş Fiili Hizmet Sürelerine esas prim ödemelerin sağlanması ve bu sürelerin de emekliliğe esas işlemlerde dikkate alınması, yine en önemli beklentimizdir.