Arama

"YENİ BİR ÇADIR TİYATROSU"

 

4. DÖNEM TOPLU SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİ: YENİ BİR ÇADIR TİYATROSU

Bu yazıyı tarihe kayıt düşmek adına kaleme aldım.

Kamu çalışanlarına yönelik 4. Dönem Toplu sözleşme görüşmeleri 4688 Sayılı Kanun Gereği 1 Ağustos 2017 tarihinde başladı.

Kamu çalışanlarının malumu üzere 2012 yılında yapılan Anayasa değişikliği sonrası Anayasamızın 50’den 55. Maddelerine kadar yapılan düzenlemeler sonucu memurlarımız için de; daha önce “Toplu Görüşme”  olan sistem, “Toplu Sözleşme” olarak değiştirilmiştir. Sendika ve Konfederasyon olarak bizlerin; gerek Toplu Sözleşme kapsamı, görüşme süreci, imza yetkinliği ve Hakem Kurulu’nun yapısı gibi pek çok konudaki itirazlarımıza rağmen, ilgili kanun Memur-Sen ekibi ile Hükümet Yetkililerinin “kapalı kapılar ardında” yaptıkları uzlaşma ile 2012 yılında hayata geçirilmişti.

Kanun değişikliğinin hemen sonrası, 2012 yılında yapılan ve çadır tiyatrosuna dönüşmüş 1. Dönem Toplu Sözleşme, İşveren heyeti ile Memur-Sen arasında uzlaşmazlıkla sonuçlanmış ve uzlaşmazlık tutanağı hakem kuruluna sunulmuş, bahse konu hakem kurulunun 6/11’i hükümet tarafından atandığı gerçeği ile, beklenen sonuç çıkmış ve hükümetin teklifinin yeterli olduğu raporu hazırlanarak hakem kurulunca kamuoyuna ilan edilmiştir. Bahse konu hakem kurulunun kararı 6/11 olarak beklenirken, çıkan karar, çalışanları temsilen Memur-Sen adına kurula teklif edilen ve kabul edilen akademisyen üyenin de işveren tarafını desteklediği imzası ile oluşmuş çadır tiyatrosunun üzerine yeni bir rezalet eklenmiş ve bu karar tarihe geçmişti.

Bu rezalet sonrası  memurlar arasında büyük tartışma çıkmış olmasına rağmen malum sendikanın üye sayısı artmıştır.

Sonrasında, 2013 yılında 2014 ve 2015 yıllarını kapsayan kamu görevlileri 2. Çadır tiyatrosu yaşanmış, yetkili Memur-Sen, işveren heyetinin ilk teklif ettiği rakamın bile altına düşürdüğü bir ekonomik değere; memur haklarını pazarlamış, enflasyonun yarısı kadar bile olmayan bedele ve hatta 2014 yılı enflasyon farkını da heba ederek bir bayram arifesinde; toplamda da bir aylık toplu sözleşme döneminin 7. gününde imzayı basarak memur haklarının peşkeş çekilmesine bayraktar olmuştur. 2015 yılı ile ilgili ise enflasyon hedefinden çok uzak olarak imza altına alınmış memur hak edişi, zaten 4.aydan itibaren enflasyona kurban edilmişti.

Bu gelişmeden sonra malum sendikaya üye memurlar yine yoğun tepki göstermiş olsa da, bir müddet sonra sessizliğe bürünmüş ve malum yapının üye sayısı yine artmıştır.

2015 yılında 2016 ve 2017 yılları için yapılan toplu sözleşme görüşmeleri, daha önceki yaşanan çadır tiyatrolarını aratmamış, malum sendika ve işveren heyeti; kanunen 2013 yılında imzalanan ve 2015 yılı için öngörülen enflasyon farkını, 2015 yılında (Geçmiş mutabakat hükümlerini sakatlarcasına) yok etmiş, kamu çalışanlarının 2015 yılı için % 1.8’lik enflasyon farkını yok ederek 2016 yılı hak edişlerine, sırf 2016 rakamını şişirmek için eklemiş,  ayrıca 21 maddelik sosyal haklar konusunda da bir mutabakata imza atmıştır. Ancak gelişen süreçte imzasının arkasında duramayan malum sendika ve işveren heyeti, mutabakat edilen konuların 19 maddesini hala yürürlüğe sokamamış ve 2015 yılında imzalanan mutabakat metni, bir nevi; suya yazılan mutabakat olmuştur.

Yaşanan 3. Toplu sözleşme çadır tiyatrosu sonrası yine memurlar arasında yoğun tepkilerle karşılaşan malum sendika yöneticileri sessizliğe bürünmüş, kafalarını kuma gömmüş, bir müddet sonra ise memurun tepkisi dinmiş ve malum sendika üye sayısı geçmiş yıllar kadar olmasa da yine yükselmiştir.

Gelelim 4. Toplu Sözleşme Çadır tiyatrosu dönemine.

Yine sendika kanunu çerçevesinde kamu görevlileri sendikaları ile işveren heyeti 1 Ağustos 2017 günü; 2018 ve 2019 yıllarına yönelik Memur Toplu Sözleşme görüşmeleri için bir araya gelmiştir.

Toplantının ilk günü; geçmişte de bu tür mızıkçılıklarına alışık olduğumuz KESK heyeti, yine bir gerekçe uydurarak masayı terk etmiştir. Masada Türk Memurunun gerçek temsilcisi Türkiye Kamu-Sen heyeti ile bu güne kadar yaşanan 3 Toplu Sözleşme Tiyatrosu baş figüranı malum Sendika heyeti kaldı.

Bu yıl ki Toplu sözleşme öncesi Türkiye Kamu-Sen ciddi bir çalışma yaptı.  Gerek geçmiş işçi toplu sözleşmeleri, ekonomik büyümeler ve enflasyon mağduriyetleri dikkate alınarak 2018 yılı için kamu çalışanları ve emeklilerimize yönelik yaklaşık %18,  2019 yılı için ise yine aynı miktarda ücret artışı yanında memurların sosyal haklarına yönelik 700’ün üzerinde talep ile masaya gitti.

Memur-sen ise rol aldığı tiyatro figüranlığının ipucunu ta ilk gün verdi; 3’ün 1’ine razı bir eda ile; masaya üç ayrı teklifle geldiğini beyan etti.  Malum sendika başkanı, bugüne kadar memur üzerinde üye arttırmak adına yaptıkları baskı ve tehditleri hitama erdirmek için; üyelerine rüşvet anlamına gelebilecek dayanışma aidatına sarıldı. Memurun temel hak ve taleplerini hiç diline dolamadı. Konfederasyon Başkanımız Sayın İsmail Koncuk’un “Ağababalarınızın desteği ile sendikacılık yapmadan büyüdünüz, üye sayınız nerede ise bir bilyonu buldu. Daha ne istiyorsunuz ki bu tür ayrımcı bir taleple masaya geliyorsunuz?” eleştirisine, malum sendikanın genel başkanının tüm pişkinliği ile “Siz de sendikacılık yapın ve büyüyün” cevabı salonda ve kamuoyunda fazlası ile gülüşmelere neden olmuştur.

Hele hele; hükümet tarafından yapılan % 3+ % 3’lük ilk teklifinden sonra, çadır tiyatrosu figüranları, kendilerine ezberletilmiş rolleri gereği “Bu teklife kapalıyız” pankartlarını hep birlikte kaldırmaları, Yeşilçam tarihimizde bile rastlanamayacak derecede ileri bir figüranlık göstergesi idi. Yine aynı toplantıda Malum sendikanın Başkanının “Bu yıl iktidar Partisinin kuruluşunun 16. yılı. Biz de bu nedenle kamu çalışanları için % 16 zam istedik” açıklaması, sendikacılık adına olmasa da, üstlendikleri figüranlık adına tam olarak kara mizahtı.

Bu günlerde malum zat kendi varlığını, sendikal mücadeleyi, toplu sözleşme masasını yok sayarcasına, “Memurun ücret artışını, Milletin adamı belirlesin” ifadesi ile topu Sayın Cumhurbaşkanına atmaya çalışmaktadır. O halde biz de soruyoruz; Sen ne iş yaparsın be adam ? Senin sendikacı olarak görevin nedir?

4. Çadır tiyatrosunun son günlerine yaklaşıyoruz. Çıkacak sonuç üç aşağı, üç yukarı bellidir. Eskiden de bilindiği üzere; perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Olan kamu çalışanına ve emeklisinin haklarına olmaktadır.

Burada asıl konuşulması gereken mesele ise yaşanan 4 toplu sözleşme çadır tiyatrosuna rağmen, hala bir milyon memurun, kendi haklarını peşkeş çeken bir sendikamsı yapının desteğinde olmasıdır.

Türkiye Kamu-Sen her türlü olumsuzluğa rağmen, çevrilen çadır tiyatrosu figüranlarına rağmen, memurun yılmaz savunucusu olarak sendikal mücadelesine devam edecektir. Konjonktüre göre kıble değiştirmeyecektir. Desteğini aldığı 400 bin üyesinin hakkını her platformda sonuna kadar savunacaktır.