TOPLU SÖZLEŞMEDE KİM NE İSTER, NEDEN İSTER ?

Değerli Kamu çalışanlarımız,
Malumlarınız üzere 2012 yılında yapılan “Korsan Toplantı”yı da dahil edersek, 5. Toplu Sözleşme Dönemi 1 Ağustos 2019 günü başlayacak. 
Toplu sözleşme müzakere süreci 30 gün olup, geçtiğimiz günlerde Konfederasyonumuz, Türkiye Kamu-Sen ve Diğer Konfederasyonlar taleplerini işveren heyeti Başkanı olarak, Çalışma Bakanına sundu. 
Bu tekliflerden, mali talepleri içeren; Konfederasyonumuz ve Memur-Sen’e ait iki talep yan yana getirilerek medya organlarında ve özellikle sosyal medyada bolca sunulmaktadır. 
İki teklif arasında fahiş farkı gören vatandaşlar, aynı dönem için bu kadar birbirinden aykırı duran tekliflerle ilgili bizlere çokça mesaj atıp, soru soruyorlar. 
Aslında biz taleplerimizin dayanaklarını kamuoyuna açıklamıştık. Ancak anlaşılan odur ki, Memur-Sen’in talepleri açıklandıktan sonra, kamuoyunun, hatta bazı memur ve memur emeklilerinin kafası karışmış gözükmektedir. 
Türkiye Kamu-Sen’in taleplerini ve dayanaklarını bir daha hatırlatmak gerekir ise, biz mali anlamda 3 temel talepte bulunduk.
1- Her Memura geçmiş kayıpları için Seyyanen 600 TL. Bunun gerekçesi çok açık olup, bu değer geçmiş toplu sözleşme rezaleti sonrası tüketici enflasyonu ile memur maaş artışı arasında kalan ve cebimizden eksilen meblağdır.

2- 2020 için % 10 + % 10+ %3 büyümeden pay.+ Enflasyon farkı(eğer gerçekleşir ise)
Geçmiş toplu sözleşme dönemlerinde hükümet, hedef enflasyon üzerinden bir zam uygulaması teklifi ile gelip, memur-Sen de buna rıza gösterdiği için, memurlar ve memur emekliler reel enflasyon rakamları gerçekleştiği aydan itibaren, 6 aylık periyotlarla enflasyon farkı telafi edilse de geçmiş aylardan kaynaklı mağduriyet yaşıyorlardı. Ayrıca TÜİK rakamlarına göre bile son 5 yılda gerçekleşen enflasyon rakamları %20’ler seviyesinin altına hiç düşmedi. Bu nedenle biz de diyoruz ki; 2020 yılı için geçmiş enflasyon rakamlarını da dikkate alarak, hedef enflasyon yerine, gerçekleşen enflasyon rakamları ile ücret artışı uygulayalım, buna rağmen fark çıkarsa onu verelim ve tabii ki toplumun her kesimine hak olarak görülen ve verilen büyüme rakamlarına mütenasip, memura da büyümeden pay verelim.

3- 2021 için ise % 8 + %8 + % 3 büyümeden pay + Enflasyon farkı(eğer gerçekleşir ise)
Buradaki mantık da 2020 ile aynı mantık. Tek farkı, hükümetin öngördüğü ve Hazine ve Maliye Bakanının açıkladığı; 2020 yılı enflasyon ile mücadele hedefi.

Bu teklif bize ait ve bu taleplerimizin dayanağı da yine Türkiye’nin, devlet kurumlarının ortaya koyduğu mali tablo.

Gelelim Memur-Sen’in taleplerine; 
Memur-Sen, seyyanen 200 TL ve diğer oransal zam taleplerinde tamamen Türkiye Kamu-Sen’i taklit ettiği açıkça ortaya çıkmıştır. Ancak rakamsal olarak incelendiğinde ise bizim rakamlarımızı sulandırmak adına bir gayretin var olduğu da gözden kaçmamaktadır.
Memurların ve özellikle Memur-Sen’e üye olanların sorgulaması gereken husus, mesela, bu 200 TL seyyanen zam talebinin dayanağı nedir? Yine geçmiş yıllarda hükümetin yılından başında ortaya koyduğu hedef enflasyon rakamları, yıl sonunda gerçekleşen rakamlarla kıyaslandığında en az 3-4 kat şaşmışken, %3lük %5’lik zam talepleri, memurun hakkının bir kez daha peşkeş çekileceği anlamına gelmemekte midir? 
Görülen odur ki, talep edilen bu rakamlar pazarlığa tabi olup, daha da düşeceği varsayılırsa, 2020-2021 yılları da, memur-Sen ve onu yetkili yapan memurlar sayesinde, geçmiş yıllar gibi, memur ve memur emeklileri için kayıp yıllar olacaktır. Bu kayıplar, emekliliği de etkileyecek şekilde yeni yaralar açacak. 
Defalarca uyardık, bir kez daha uyarıyoruz. 
Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. 
Kendi düşen ağlamaz. 
Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir. 
Zararın neresinden dönülürse, kardır.

Memurlar şapkasını önüne koyup, tekrar düşünmelidir.

Ayrıca önümüzdeki toplu sözleşme dönemi, memurlar tarafından göz hapsine alınıp iyi takip edilmelidir.